Kötü günler

Çok kötü günler içindeyiz. Daha ötesi gerek toplumsal irfanın geleceğini umduğu, gerek makro ekonomik teorinin hep var olduğunu söylediği dalgalanmanın “dal”‘ı var ama “ga”‘sı yok. Eğilim, trend, gidişat, durum vaziyetleri, ve diğerleri hep aşağıya, kötüye eğilmiş durumda. Bu durum değişmeyecek. Belki arada kısa dönemli düzelmeler olur, belki bir süre kötü durumu unutmayı, görmemeyi başarırız. Zaten unutmak, olanı görmemek en büyük yeteneğimiz gibi duruyor. Ama bu trend düzelmeyecek.

Bir dönem globalleşme eğilimlerini her tür yerel problem için sorumlu görme ve gösterme modası vardı. Bu moda, bu yaklaşım genelleme olarak kullanılması dolayısıyla sıkıntılıydı. Ayrıca problemlerin globalleşmeyle beraber yükseliyor olmasının ne kadarı sebep/sonuç ilişkisi, ne kadarı korelasyon? Bu göz ardı edildiği gibi insan denen canlı türünün istatistik konusunu anlayamaması da bu spesifik problemi büyüttü bence. Şu sıralar, bu konu eskisi kadar vurgulanmıyor nedense. Nisyan ile malul hafıza-i beşer midir bunun sebebi, yoksa globalleşmiş dünya düzeni iyice kanıksandı da artık bir “faktör” olarak görülmüyor mu, onu bilmiyorum.

Fakat bir ilginç gelişme var, özellikle gerek COVID-19 salgınının, gerek yavaş yavaş kendini göstermeye başlayan iklim temelli problemlerin belirginleştirdiği. İnsan türü olarak hatalarımızı da başarılarımızı da global boyutta yaşıyoruz artık. Eskiden bir salgının çıktığının haberinin geleceği sürede o salgın bütün dünyaya yayılıyor, geliştirilen tedavi, ahlaksız kapitalist yaklaşımların engelleri dışında, bütün dünyada erişilebilir hale geliyor ve komplo teorileri gerçek her ne ise onu saklayacak hızla yayılıyor.

Bizim Türkiye’de yaşadığımız sorunlarda ise yine benzer ama üzücü bir trend var. Global olarak yayılan en önemli problemlerden biri cehaletin de son derece hızlı yayılması. Dolayısıyla Türkçe imla kurallarının artık devlet eliyle bozulmasına gerek kalmadı biz küçükken olduğu gibi. İnsanların bildiklerini unutturmak gibi bir derdi yok kötü niyetli odakların, çünkü zaten öğrenmemiş oluyorlar hayatın nasıl işlediğini. Irkçılar eskisi gibi utangaç değiller, çünkü utanılacak bir şey olduğun bilmiyorlar bile, konuşmaktan aciz oldukları gibi.

Devam, patlamış tekerlekler üzerinde sürüklenebildiğimiz sürece devam. Dünya ısınıyor, manyetik kutupların kayma hızı artıyor, SAA gittikçe kötüleşecek diye modelleniyor, devam edelim saçmalamaya, en azından partinin kapanışı eğlenceli olacak sanırım….

Published by

Can Baysal

It is fortunate that I am not famous, as any biographer and or journalist would definitely have problems while gathering information on my background. What I am basically is a renaissance man in modern age with diverse areas of interest and some interconnected subjects of expertise mainly centered around ICT.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *