Kısa bir soru ve devamı

Sadece soruyu soracak olsam Twitter’da yazar ve buraya hiç uğramazdım, tabii cevap hakkında spekülasyon da yapacağım. Zaten cevabı hakkında fikir sahibi olmadan soru sormak çok parlak bir fikir, genelde, değil.

Hayata bakışımız hep zıt kutuplar arasında gidip gelmeyi gerektiriyor. Olumlu-olumsuz, iyi-kötü, bizden-onlardan, haklı-haksız, güzel-çirkin. Hatta daha da ötesi soru ve cevap bir noktada düşünce sürecinin zıt kutupları. Peki durum bu iken (öncelikle durum bu mu diye sormak lazım, ama ben aksine argüman getiremiyorum), diyalektik kavramını çocuklara öğretmeden, ya da daha kötüsü sadece lisede felsefe dersi alan şanslılar iki cümle ezberleyip “sınavda kesin çıkacaklar” kontenjanından ömür boyu öğrenme özürlü kalacakları konular listesine ekleyip, diğerleri “tuuu kaka, komünist mi olacaksın başımıza” gibi bir zırvayı duyarken (bu arada Heraklitos fır fır mezarında dönüyor tabii…) düşünmek ne haddimize.

Tabii soruyu yukarıdaki paragraftan ayıklamak lazım biraz. Nispeten kısaltılmış olarak; Eğitilmeden düşünmek gibi bir iddiayla nasıl yaşıyoruz? Nasıl oluyor da bir sürü basit konuda, araç kullanlardan, bazıları gerçekten basit çeşitli meslekleri icra etmeye çalışanlara, insanları eğitiyoruz da metodik olarak düşünmek için düzgün bir eğitim verilmiyor?

Bu sıralar (gelecek nesiller için; 2021’deyiz COVID-19 salgını bütün inkârcılara rağmen devam ediyor), hayat çok garip. Yemek düzenimiz, sosyal hayatımız, uyku saatlerimiz nasıl değiştiyse, düşünce yapımız, akıl yürütme metodlarımız da değişiyor. Bunun ne kadar farkındayız bilmiyorum. Ama kafası biraz olsun çalışan herkesin, her gün ve sık sık ölümü düşünmesinin doğallaştığı bir dönemden geçiyoruz. Bunun etkileri nerede, nasıl sonuçlarla ortaya çıkacak blmiyorum.

Bizim Türkiye’de bir ölçüde alışkın olduğumuz; Hayat düzeninin, kurumların, hayatın belli temel direklerinin ani ve hızlı değişimini bütün Dünya yaşıyor. Bunun da kendine özgü sonuçları olacak. Açıkçası çok merak etmekle beraber, zamanında büyüklerden duymayı sevmediğim bir ifadeyle, ben görecek miyim bilmiyorum. Ne kadar zaman alacak onu da bilmiyorum. Fakat bazı çok temel kriterleri değişiyor hayatın. İki dünya savaşından sonra da (ki Birinci savaşın bir de salgınla sonlanması gibi bir durum da var) global toplumsal düzende çok şeyler değişti. Benzer bir şey yaşanacak, ama hangi sonuca gidecek birileri görür muhtemelen.

Bu ara yazmaktan hoşlanmıyorum. Bir yerde enerjim yok gibi. Bir yerde gelecek için yazsam ne olacak diye düşünüyorum, gelip gelmediği şüpheli olan. Sürekli ölümü düşünmenin de etkisi var. Bakalım görebildiğimiz kadarıyla neler gelecek, neler gidecek. Ama eğitim, düşünme, kendini geliştirme gibi konulardaki endişeler diğer daha temel endişelerin altında ezilecek gibi duruyor gittikçe.

Published by

Can Baysal

It is fortunate that I am not famous, as any biographer and or journalist would definitely have problems while gathering information on my background. What I am basically is a renaissance man in modern age with diverse areas of interest and some interconnected subjects of expertise mainly centered around ICT.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *