Hatıralar üzerine

Bir bayram gününden

Nasıl tanımladığınıza bağlı olarak “arşivi kuvvetli biri” ile “çöpçü” arasında bir sıfatı bana uygun görebilirsiniz. Dün gece bir zamanlama hatası yapıp yatmadan (hah!) önce eski defterleri karıştırdım. Söz cambazlığı da yapmıyorum. Kitaplıkta boş defterlerle dolu defterlerin birbirlerine karışmış halde durduğunu farkedip, onları düzeltmeye kalktım.

Arada çıkan zeytinyağlı karides dolması tarifinden, sevgilinin saçından çalınmış kuru çiçeğe kadar bir sürü unutulması gereken şeyin yanında, öyle ya da böyle canımı yakmış bir sürü hatırlanması gereken şey de yerlere saçıldı (tamam, burada abartmış olabilirim, hiç bir şey saçılmadı, herşey kontrol altındaydı). Hepsi elden geçti, düzenlendi çöpe gidecekler ayrıldı, falan filan.

Daha önce gece yarısından sonra çöpe bir şeyler attığımda komşuların -haklı olarak, ne de olsa Amerikan kültürel emperyalizmi altındayız- garip karşıladığını bildiğimden çıkanlar henüz evde, ama bir iki saate kadar uçarak çöpe gidecek bulduklarımın çoğu.

Bayramın hatıraları karıştırıp, kaşıyıp canlandırmasını sevmiyorum. Yoksa “bugün” değil beni iten bayramlar hakkında. Ama hatıralar yok mu ya?