Babamdan kalanlar

Annem, babama çok kızardı, benim yanımda, kendisinin yanında, babaannemin yanında v.s. sigara içtiği için. Ama Muhterem Baysal, pek de bildiğiniz klasik babalardan değildi belki, en azından benim babam olduğu için bana hala öyle geliyor. Bir gün, ben sekiz dokuz yaşındayken, “çocuk sana özenecek” konuşmaları vardı yine, fena halde de özeniyordum gerçekten. Babam bir sigara yaktı, annemin yanında, “ama iyice içine çekmezsen bir daha vermem” diyerek elime tutuşturdu. Sanırım kendime gelmem 15-20 dakika sürmüştür, nasıl kusmadığımı hala bilmiyorum.

Aslında annemin, en azından o an için korkması gereksizdi. Çünkü aynı şeyi dört beş yaşında da içki için yapmıştı babam bana. Bir kadeh vişne liköründen sonra iki oda, iki balkon, bir salon ve çeşitli ıslak hacimlerden oluşan evde hayatımın en hızlı koşusunu yapmıştım bir süre. Bir daha da kimsenin içkisine, en azından ikisi de hayattayken elimi uzatmadım. Bu numaralar, en azından otuz yıla yakın işe yaradı yani.

Kitaplar konusu ayrı bir hikaye. Sanırım dördüncü sınıfta rahmetli Altınser Dilek’le konuşup ev ödevlerine engel olduğu için yaz tatiline kadar kitap okumayı yasaklamaları dışında hep destek oldular. Özellikle de babam. Kitap okumakla ilgili olumsuz olabilecek tek ifadesi “Nermin, çocukları Émile’de okuduklarıyla büyüttü, biz burada yapamayız…” olmuştu. Halamı da, oğullarını da çok severdi. Bizim ne yapamayacağımızı anlamak için Émile’i okumak zorunda kaldım, herhalde o da Ortaokul’un ilk senesiydi. Gerçekten hala içimde ukde kalmıştır, İznik gibi havası, toprağı, insanı güzel küçük bir yerde büyümemiş olmak, o gerekiyormuş. Gerçi bugün İznik de en az benim büyüdüğüm Yarımca kadar gelişti, ama abimler çocukken harika bir yermiş, ben küçükken de öyleydi.

Ne yazık ki, aşk konusunda elime sigara ya da kadeh verdiği gibi bir ders mümkün değildi. Hatırladığım, ve hala içinden çıkamadığım anlaşılan, en önemli uyarısı, “kadınların hayat anlayışı bizden farklıdır, senin söylediğinle onların anladığı, hissettiği aynı olmaz” olmuştu. Sanırım, ne dese işe yaramayacağını bilerek, en azından doğru yönde bir işaret vermeye çalıştı.

Beni sigaraya da içkiye de aşklarım başlattı, otuz yıl aradan sonra. Ne birinden pişmanım, ne de ötekinden.