2017’nin özeti

Geçen her an, alıp da vermeyi becerdiğimiz her nefes, düşmeden atabildiğimiz her adım, birini kırmadan edebildiğimiz her bir kelâm hayatta başarılı olduğumuz bir anı aslında. Cahil olduğu bir konuyu bulup, bir kelime olsun yeni bir şey öğrenmekten mutlu olmak güzel bir şey, tanımadığı bir insanla tanışmak ya da tanıştığı bir insan hakkında yeni bir şey öğrenmek de farksız.

Oldukça kültürlü, bilgili insanlar tanıyorum, kendilerine “ispatlanmadıkça” kendi akıllarıyla bulmadıkları herşeyi “olmaz öyle şey” diye başlayan bir cümleyle karşılayan. Bu kadar gururun, kendini beğenmişliğin, ukalalığın ardında bir dayanak olsa ne olur, olmasa ne olur? Önemli olan bu sebeple kaybedilen fırsatları göremeyecek kadar körleşmiş birine acımanın ahlaken gerekli ama pratik açıdan faydasız olması. O kadar kültür, bilgi ne işe yarıyor onu bilemiyorum tabii.

Fedakârlık yapmayı zül, kendilerine fedakârlık yapılmasını hak bilen insanlar tanıyorum. Herşey karşılıklı değil tabii, istedikleri kadar duyarsız olabilirler. Tek sıkıntım bu tür insanlarla şu; Bu konuda farkındalıkları yoksa, muhtemelen pek çok başka konuda da boş oluyorlar, yoksa onay, teşekkür bekleyerek yapılan şey zaten fedakarlık olmayacak.

Öte yandan güzel insanlar da var, yolda karşılaşınca görüşülmeyen yılların derdine düşmeden dünü bugüne bağlayan, bencillik yaparken “bencillik yapacağım, ona göre” diye başlayan. Öte yandan güzel insanlar da var, geçenlerde bir arkadaşımla konuştuğumuz üzere, popomuzu temizlemekten aciz zamanlardan tanıştığımız, birbirimize numara yapacak halimiz kalmamış.

Kısacası hayat her zamanki gibi gidiyor, saatin ve takvimin gösterdiği rakamlar değişiyor, hepsi o.