Eğitim, Hayat, İngilizce v.s.

Çeşitli şekil, ve bahanelerle Istanbul’daki dört üniversitede, beş bölümde sıraya oturup, ders dinleyip, sınava girdim. Hatta bu kadar çok okul dolaştığım için sivil polis olduğumu sanan arkadaşlarım bile oldu. Ne öğrenip öğrenmediğime, bunların ne kadar işe yarayıp yaramadığına bakıyorum. Garip bir şey farkettim bir süre önce. Öğrendiğim hemen hemen herşeyi kullanmışım hayatımda.

Tabii önemli olan “nasıl” sorusu. Çalıştığım bütün işlerde eğitimini aldığım konuların etrafında dolandım, hiç doğrudan “işim” olmadı okulda öğrendiklerim.  Ama dönüp bakınca bir yerde Yıldız’da, bir yerde Vezneciler’de, bir yer de ötekilerden birinde öğrendiklerimi kullanmışım gerektikçe. Sanırım bu biraz da Internet sayesinde ortadan kalkan ama bir zamanlar çok yaygın olan “ansiklopedi okuyan çocuk” durumunun bir uzantısı. Tek tek bakıldıklarında ne işe yarayacakları belli olmayan ama bütünün bir kısmının eninde sonunda işe yarayacağı kesin bilgiler yığınını öğrenmek, ne işe yarar diye sorgulamamak…

İngilizce de bu konunun bir devamı sanırım. Sık sık eleştirilen tarafları var yabancı dilde eğitimin. Katılıp katılmadığım noktalar var bu eleştirilerde ama çok belirgin bir şey var. Kültürle beraber İngilizce de günlük hayata ciddi şekilde sızıyor. Görmediğim şeyleri anlamamı sağlayan insanlardan bir okul arkadaşım, “günde ne kadar sefer İngilizce kullandığını farketmiyorsun, farkında olsan…” demişti. Ondan sonra daha dikkatli olmaya çalıştım bir süre ama anlamı yoktu, teslim oldum.