Bir miktar doluluğu şüpheli laf

Facebook profilime bakarsanız “I am the one with lots of words and almost no filter at all” yazıyor. Filtrenin hala orada olmadığı doğru ama zaman zaman bu gevezelikle söyleyecek söz bulamadığım oluyor.

Har sıkıldığımda yaptığım gibi fotoğraf arşivime bakıyordum. Bazılarınızın haklı olarak şikayet ettiği gibi, kedi fotoğraflarıyla dolu. Her zaman olduğu gibi Çıt çıt’ın fotoğraflarını hızlı geçmeye çalışıp, her zamanki gibi başaramadım. Her zaman olduğu gibi babamı görmemeye çalışıp atlayamadım, annemi hiç söylemesem daha iyi.

İnsanlara akıl verirken kolay, “üzüntüleri endişeleri geride bırak” demek. Biri oğlumdu, diğerleri bana “oğlum” dediler yıllarca. Üzüntüler unutulmuyor. Tekila’ya baktıkça, onca yemeğe rağmen şişmanlamadığını, hep sıcak gezdiğini gördükçe de endişeler gelip duruyor. Söylemek kolay yapmak zor…

Daha ötesi, benden içeri, daha derin dertleri hiç saymıyorum. Saysam ne olacak kafama çözüm mü düşecek? Günlük bulduğum mutlulukları da o dertlerle mi karartayım diyorum. Şimdilik bu yaklaşım işe yarasa da bir gün yaramazsa diye bir de meta-derdim var ama o da sırasını beklesin bakalım.

Eh ilk yazdığım doğruymuş; Konu çok ama söyleyecek söz çok yok.

ps: I …. … !