En son yazımın üzerinden beş ay geçmiş. Bir önceki ile de arada bir yıl boşluk var. Yani 17 ayda sadece iki yazı yazmışım, bu da üçüncü oluyor. Domaini tuttuğuma, web serverı işlettiğime değer mi çok tartışılır. Geçen dönemde hayat iyi gitti, büyük ölçüde, bazı güzel şeyler, bazı kötü şeyler oldu, ki bu da doğal sanırım. Hayat her zaman iyi ve kötü şeyler olarak gelir, sadece biri ya da öbürü çok zor.
Öncelikle bariz olanı ifade etmek adına, evlendim. Olabildiğince az insandan akıl ve yardım alıp, girdiğimiz yolu becerebildiğimiz kadar düzgün yürüyüp, bir noktaya geldik. Tabii hayatın önemli bir aşaması, ne kadar dikkatli olursak o kadar iyi, ne kadar doğal olursak o kadar sağlıklı…
Biz hayatımızı ciddi boyutta değiştirirken, Dünya hiç değişmeden körlemesine gidebileceği en kötü, en korkunç yöne doğru gidiyor, her zamanki gibi. Politik, ekonomik, sosyal konularda parlak herhangi bir işaret yok ortada. Amerika’nın “Sol faşist-Sağ emperyalist” ikilemi bütün dünyaya yayılıyor, hızla. Türkiye’den şikayet etmeyeceğim, gerekmediği için değil ama onu herkes yapıyor.
Bir garip fikir bu ara çok kafamda dolaşıyor. Ben küçükken, ailem genelde olduğumuz durumun “kötü olduğunu” ve “kötüye gittiğimizi” düşünürdü. Arada tabii iyi dönemler olsa da, genel hal ve gidişat kötüydü hep. Şimdi bakıyorum biz de aynı durumdayız. Belki de bu trafiğin sıkışık olduğu durumlarda hep diğer şeritleri ilerliyor sanmamıza benzer bir psikolojik yanılsamadır.
Daha sık yazmam lazım sanırım. Görünen o ki nasıl yazılacağını unutmak üzereymişim, dişlileri yağlamak lazım…