Aptallığın tedavisi olmaz ama…

Nim sofyan’dan teknik konulara kadar atlayarak yazacağım, üzgünüm…Teknik konularda seyrek yazıyorum, zaten her gün içinde olup insanları bayıltana kadar konuştuğumuz şeyleri buraya taşımamak için. İngilizce yazmak istemiyorum, her seferinde kendimi daha kolay ifade edebildiğimi görmekten hoşlanmadığım için.

Öte yandan bazen -peki, sıkıysa kibarca ifadesini siz bulun- toplumsal aptallık, salaklık ve cehaletin diz boyunu aştığı günler teknik konular ve İngilizce metinler kaçınılmaz halde kaçış noktaları halini alıyor.

Şincik; Nim sofyan 2/4’lük bir Türk usulüdür. Bunu sayesinde öğrendiğimiz rahmetli Alp Bora’nın da grubunun adıdır. Bir sebeple “Nim Sofyan” adını anlamayıp, gruba ve dinleyenlere “$TÜRK_DIŞI_BİR_MİLLET’in dölü” diye laflar edip, bunu bir de hakaret zanneden zavallılara rastlayınca şaşırmamamak lazım ama, şaşırmasa da sinirleniyor insan.

Ben kültürel olarak, atadan gelen soy yaklaşımıyla büyüdüğümden kendimi Tatar sayıyorum. Aileye giren gelinler sayesinde, aslında o kadar çok millet karışmış ki saymakla bitmiyor. Bu durumda herhangi bir millete mensup olmayı hakaret vesilesi sayan canlı türlerini anlamak zor oluyor. Tabii aslında bu konunun çok derinden deşilmesi lazım. İnsan’ın kimliği üzerinde günde iki üç saat gördüğü babası mı daha etkilidir, kucağında büyüdüğü annesi mi? Cevap belli de, orada da haklı bir feminist tepkiyle karşılaşıyoruz “bu çocuklar ancak kötü yetiştiği zaman annenin etkisini hatırlıyorsunuz” diye.

Eh, konu ırkçıların cehaletinden başlayıp, tehlikeli bir şekilde feministlerin haklı tepkisini almaya kadar gidince, bunları yazmalı mı yazmamalı mı. Başlıyorsun altı ay önce bulunmuş açığın turşusunu kurup “zero day” diye reklam yapanlardan, Pakistan bankacılık sektörünün atlattığı (atlattılar mı acaba) siber saldırıdan devam edip Django, Python falan diye bitiriyorsun. En azından IT sektöründe alınganlık gösterecek insan daha az, onları da kimse ciddiye almaz zaten.