Sonucunu bilerek mücadeleye girmek

Garip bir rüya gördüm birkaç gün önce. İş, okul, aşk herşey birbirine girmiş bir ortamda; Bir öğrencimin patronu, terfi etmesi için resim kursunu başarıyla tamamladığını ispat edecek bir resim yapmasını istiyordu. (Garip olduğunu söylemiştim…)

Resim öğretmeni, yapılan resmin bir yandan çok güzel ama öte yandan çok beklendik ve sıradan olduğunu söyleyip tualin köşesini yırtıyordu. Öğüt olarak da “İnsan sonucundan emin olarak mücadeleye girmemeli” diye bir laf ediyordu. Bu noktada uyanıp, lafı telefonuma not alıp yeniden uyudum…

Türkiye’de bu konuda ciddi bir sıkıntımız var. İnsanlar mücadele etmek, yarışmak istemiyorlar. Sonucu belli, tercihen de kolay çabalara girişip bunlardan muzaffer çıkmak marifet sayılıyor. Gazetelerde yazılan yalanları bir yana bırakırsak, fanatik futbol taraftarı olan pek çok insanın “başkan bu hakemi satın aldı” diye mutlu olmasının doğal olduğu bir ortamda yaşadığımızı unutmamak lazım, ya da “biz demokrasiyi bizim parti kazandığı sürece severiz” lafını.

Gel de toplum genelinin cesaret ve çalışkanlığı hakkında yorum yap  bir sonraki paragrafta. Özetini söyleyeyim, işten okula, spordan aşka her şeyde sağlam duvarlar arayan ve dolayısıyla bu duvarlardan, sağlama dayanmış popolardan vazgeçemeyen hayatlar yaşıyoruz.