Hayatın götürdüklerine ve geçmişe dair

Bir gün söyleniyordum kendisine. “15-16 Haziran’ı kırk yaşımda yeni öğreniyorum, neden anlatmadın zamanında?” diye. Az konuşan bir adam olarak kendi için uzun bir konuşma yapmıştı. Ama özeti tek cümle; “Bizim geçmişimizde yaşamayın” demişti. Çok konuşmuyor olabilirdi ama en azından fikirleri, hayat görüşü tutarlıydı. Bilenlerin bildiği bir sosyal/politik ortamdan döndükten sonra da özet olarak; Gençler bize bir şey yapmışız, kahramanmışız gibi bakıyorlar, biz elimizden geleni yaptık işe yaramadı, siz hiçbir şey yapmıyorsunuz demişti.

Ural Gergin, babamla adaş, aynı mahallede büyümüş, düzgün insan olmanın örneği biriydi. Ben kızından ve ailesinden ayrıldım, ama O bana elinden geldiği kadar uzaktan babalık yapmaya devam etti. Bir gün “Yine evlenmek istersen, kız istemeye ben gelirim, eski kayınpederin yanında olursa insanlar güvenir” demişti.

Alışmışımdır artık diye düşünüyordum, insanların çekip gitmesine. Yılda üç beş kere de olsa konuştuğum insanları artık göremeyecek, duyamayacak olmaya. Alışmamışım…