Havanın sıkıntısıyla…

Sonbahar geldikçe, sanırım kapıdan çıkınca bile hafif loş bir ortamda kalmanın etkisiyle olacak, kapalı ortamlarda kendi başına kalmışken olduğu gibi, sokakta da sıkıntıya odaklı olarak düşünmeye devam ediyorum. Buna rağmen sonbaharı yazdan daha çok sevmemi açıklamaya bile çalışmayacağım. Psikolog karşısında olsam “cevapları sen bulacaksın, ben sadece dinliyorum” derdi. Açıkçası yıllar önce Sampo’ya yazdığım bir şeyi hatırlatıyor bu bana. Heavy Metal dinleyicilerinin ilerleyen yaşlarda Pop müzik dinleyicilerinden daha mutlu/başarılı olduklarına dair bir araştırma paylaşmıştı. Bence, hayatın boktan olduğunu baştan kabul edip, güzel kuşlar, pembe bulutlar hayal etmeden büyüyünce, insan ileride daha az hayal kırıklığına uğruyor. Tabii biz Türkiye’de yalandan hayaller kurmayı çok seviyoruz. Bir başka araştırmada Türkiye’deki Arabesk çevreleriyle Amerika’daki Heavy Metal çevreleri arasındaki benzerlikler vardı. Bir sürü insanının itiraz ettiğini hatırlıyorum.

Neyse sonbahar demişken, sokakta kalmaktansa evinizde ısınmak isteyecek bir sürü kedi var. Şansınızı bir deneyin bence.

Published by

Can Baysal

It is fortunate that I am not famous, as any biographer and or journalist would definitely have problems while gathering information on my background. What I am basically is a renaissance man in modern age with diverse areas of interest and some interconnected subjects of expertise mainly centered around ICT.