Yazılacaklar, yazılmayacaklar

Anlatacaklar birikince genelde başına ekşidiğim, sonra da ekşidiğim başını ağrıttığım insanlar koşturmada bugünlerde. Bir kısmı inanarak, bir kısmı tatil aşkıyla, bir kısmı görev bilincinde, bir kısmı da zamanında yedikleri naneleri temizlemek uğruna bayram çocukları oldular. Görseler benim sakin sakin otururken gördüklerimi bu kadar acele ederler mi bilmiyorum, Istanbul’u terkeden trafiğe katılmak için. Istanbul’u terketmek için doğru zaman ve gerekçe çok tabii.

Bu sabah farkına vardım ki, kendi sevgim için olduğu kadar; Evli olduğu yıllar boyunca bütün özlemine karşın kedi besleyememiş babama vekâleten de bu yaratıkları hayatıma sokuyorum. Bu yüzden Çıt çıt’a her baktığımda babam aklıma geliyor, iri yarı sarmanları seven, dişlenip tırmalanmaya hiç kızmayan… Muhtemelen Çıt çıt babamın kedi zevkine göre çok lapacı kalıyor, ama bunu hiç bilemeyeceğiz. Mıncıklanacak kedi zevkineyse tam uyduğunu sanıyorum, ne yazık ki bunu da bilemeyeceğiz. Hayatta olsalar bu bayram bana ziyarete gelmesi gerekecekti annemin, babamın. Çıt çıt’a günde üç kere ilaç verip bir de ekstra hizmetlerini görürken beyimin, arabaya atıp bizimkilere el öpmeye götüremezdim.

Kimseye bayram nasihati verecek halim yok, ama sadece birileri gittikten sonra öğrenilen bir şeyi, şanslı oldukları için bilmeyenler var… Bodrum’daki tatil köyleri hep orada, gidenler ise bir kere gittiler mi bir daha konuşma şansı kalmıyor.